Yapay zekâ beyin taramasıyla bakılan nesneleri görselleştiriyor: Zihin okuma teknolojisinde yeni adım
Bilim insanları, fMRI beyin taramalarını analiz ederek bir kişinin baktığı görüntüyü yüksek doğrulukla yeniden oluşturan yeni bir yapay zekâ modeli geliştirdi. Araştırma nörobilim ve sağlıkta umut verirken etik tartışmaları da beraberinde getiriyor.

Beyin taramalarından görüntü üreten yapay zekâ sistemi
İsrail'deki Weizmann Bilim Enstitüsü araştırmacıları tarafından geliştirilen yeni bir yapay zekâ modeli, insanların o anda neye baktığını yalnızca beyin taramalarını inceleyerek yüksek bir doğrulukla yeniden canlandırmayı başardı. Araştırma sonuçları New York'ta düzenlenen Bilişsel Hesaplamalı Nörobilim Konferansı'nda kamuoyuyla paylaşıldı. Yurt dışında yürütülen bu deneysel çalışma, doğrudan Türkiye'deki okullar ya da müfredatla ilgili bir değişiklik getirmese de yapay zekâ ve zihin bilimleri alanında geleceğin teknolojilerine ışık tutuyor.
Bilim insanları, fMRI cihazlarında yüksek çözünürlüklü taramalar altında binlerce farklı görseli inceleyen gönüllülerin beyin aktivitelerini veri seti olarak kullandı. Geliştirilen sistem iki aşamalı bir mimariyle çalışıyor: Modelin bir kolu görüntünün renk ve mekânsal yapısını tahmin ederken diğer kolu nesnenin içeriğini ve ne olduğunu tespit ediyor. Ardından difüzyon tabanlı görüntü oluşturucu bu iki veriyi birleştirerek kişinin gördüğü sahneyi gerçeğe çok yakın biçimde piksellere döküyor.
Kalibrasyon süresi kısaldı, sağlık ve nörobilimde umut doğdu
Önceki yıllarda benzer zihin okuma ve görüntü yeniden oluşturma denemelerinde, yeni bir kişinin beyin sinyallerini modele öğretmek için yaklaşık 40 saatlik fMRI verisi gerekiyordu. Saatlik maliyeti yüzlerce doları bulan bu taramalar araştırmaların önündeki en büyük engellerden biriydi. Yeni model ise çift yönlü bir kodlayıcı yardımıyla geliştirilen evrensel sistem sayesinde yeni bir bireyde yalnızca 1 saatlik veriyle çalışabilir hale geldi.
Araştırmacılar, teknolojinin ilerleyen aşamalarda konuşamayan ya da kilitli kalma (locked-in) sendromu yaşayan tamamen felçli hastaların iletişim kurabilmesine olanak tanıyabileceğini belirtiyor. Sistemin ileride sadece anlık görme deneyimini değil, hayal edilen nesneleri, rüyaları ve zihinsel canlandırmaları da çözümleyebilmesi hedefleniyor.
Zihin mahremiyeti ve etik tartışmalar gündemde
Bilim dünyasında heyecan yaratan bu gelişme, beraberinde ciddi etik soruları da getirdi. Uzmanlar, teknolojinin ilerleyen yıllarda hantal fMRI makineleri yerine taşınabilir EEG başlıkları veya elektrotlu kulaklıklarla çalışabilir hale gelmesi durumunda bireylerin zihinsel mahremiyetinin tehlikeye girebileceğine dikkat çekiyor. İnsanların rızası olmadan düşüncelerinin ya da zihinsel imgelerinin çözümlenmesi riski, uluslararası etik kuralların şimdiden oluşturulmasını zorunlu kılıyor.
Nörobilimciler, öğrencilerin ve genç araştırmacıların yapay zekâ ile biyoloji, tıp ve bilişsel bilimlerin kesiştiği bu disiplinler arası alanları yakından takip etmesini öneriyor. Teknolojinin doğru amaçlarla, hasta tedavilerinde ve insan yaşamını kolaylaştıracak etik sınırlar içinde kullanılması en kritik öncelik olarak değerlendiriliyor.
Sıkça Sorulan Sorular (SSS)
Sıradaki haberTEKNOFEST İHA yarışmasında liselilerden üçüncülük: 3 yıllık emek kupayla taçlandı1 dk okuma