ABD'de araştırma: Öğrencilerin yapay zekâya duygusal bağımlılığı ve yalnızlık riski
Common Sense Media tarafından yayımlanan araştırma, 9-17 yaş grubundaki öğrencilerin neredeyse yüzde 90'ının yapay zekâ kullandığını ve yalnızlık çeken gençlerin bu sistemlere duygusal destek için daha sık başvurduğunu ortaya koydu.

Araştırmanın kapsamı ve öğrencilerin yapay zekâ kullanım oranları
Amerika Birleşik Devletleri merkezli sivil toplum kuruluşu Common Sense Media, 9 ila 17 yaşları arasındaki binden fazla öğrenciyle gerçekleştirdiği kapsamlı anketin sonuçlarını kamuoyuyla paylaştı. Araştırma verilerine göre, bu yaş grubundaki çocuk ve gençlerin yaklaşık yüzde 90'ı yapay zekâ teknolojileriyle etkileşim kuruyor. Öğrencilerin dörtte biri ise bu araçları her gün düzenli olarak kullanıyor. Bu çalışmanın Amerika Birleşik Devletleri merkezli bir araştırma olduğunu ve Türkiye'deki eğitim sisteminde doğrudan bir değişiklik anlamına gelmediğini hatırlatmak gerekiyor.
Çalışma, düzenli yapay zekâ kullanan gençlerde belirgin bir alışkanlık ve bağımlılık tablosunun geliştiğini gösteriyor. Yapay zekâ araçlarını genel olarak kullanan çocukların yüzde 20'si, her gün kullananların ise yüzde 42'si bir ay boyunca yapay zekâ olmadan yaşamanın kendileri için çok veya kısmen zor olacağını dile getiriyor.
Yalnızlık hissi ve duygusal destek arayışında yapay zekânın rolü
Raporun en dikkat çekici bulgularından biri, yalnızlık hissi ile yapay zekâ kullanım sıklığı arasındaki doğrudan bağ oldu. Kendisini nadiren yapay zekâ kullananlar arasında yalnız hissedenlerin oranı yüzde 33 seviyesinde kalırken, bu oran günlük kullanıcılarda yüzde 54'e, haftalık kullanıcılarda ise yüzde 47'ye yükseliyor. Gençlerin önemli bir kısmı, geleneksel olarak bir arkadaş veya terapistle paylaşılabilecek duygusal sıkıntıları sohbet robotlarına aktarıyor.
Yapay zekâ sistemleri, öğrencileri yargılamadan dinleyen ve her durumda onları onaylayan pürüzsüz arkadaşlıklar sunarak cazip görünebiliyor. Ancak uzmanlar bu araçların gerçek duygulara sahip olmadığını, verilen yanıtların sadece algoritmik olarak üretildiğini vurguluyor. Tek taraflı kurulan bu dijital etkileşimlerin, gençleri insanlarla gerçek ilişkiler kurmaktan uzaklaştırabileceği ve kırılgan durumdaki öğrencilerde mevcut sorunları hafifletmek yerine derinleştirebileceği belirtiliyor.
Otomasyon ön yargısı ve eğitimcilere yönelik uyarılar
Araştırmada ayrıca öğrencilerin yapay zekâ modellerinin her zaman çok bilgili ve kendinden emin konuşması nedeniyle kendi sezgileri yerine algoritmaya gereğinden fazla güven duymasına yol açan otomasyon ön yargısı tehlikesine işaret ediliyor. Gençlerin bir sohbet robotunu gerçek bir arkadaş olarak nitelendirmesi ve ders başarılarında ani düşüşler yaşanması, riskli kullanım sinyalleri arasında sayılıyor.
Eğitimcilere ve ailelere, öğrencileri peşinen yargılamadan dinlemeleri, yapay zekânın sınırlarını ve doğasını açıkça konuşmaları tavsiye ediliyor. Uzmanlar, yapay zekâ araçlarının sağladığı kolaylıkların arkasındaki insani eksikliklerin fark edilmesinin ve sınıf içi dijital okuryazarlığın artırılmasının kritik önem taşıdığını ifade ediyor.
Sıkça Sorulan Sorular (SSS)
Sıradaki haberMEB'den veli randevularında yeni dönem: MEBİM üzerinden 7/24 telefonla randevu alınabilecek1 dk okuma